İNCELEMEK İÇİN TIKLAYIN...

RESMİ İNTERNET SAYFAM

Kitap Kapağı ve Çeşitli Tasarımlarım...
İNCELEMEK İÇİN TIKLAYIN...

ELISA DI RIVOMBROSA DİZİ İNCELEMESİ

Elisa Dizisi Hakkında Bilgiler
İNCELEMEK İÇİN TIKLAYIN...

KARANTİNA KİTAP İNCELEMESİ

Beyza Alkoç, Karantina İncelemesi

16 Şub 2017

KARAKTER ÇATIŞMASI - DORUK AKMAN & AHMET SANCAKTAR [KİTAPLA MOLA BLOG TUR]




Selamlarrr!
Ben yine ilginç bir tur gönderisi ile karşınızdayım!

Bugün size tur kapsamımızda değişik bir şey yapalım dedik ve ortaya KARAKTER ÇATIŞMASI çıktı. Karakter Çatışması nedir derseniz de, İlle Kitap blogunun sahibi İnci'm ve benim sürekli yaptığımız ama ilk kez yazıya döneceğimiz bir olay olacak bu. Doruk Akman ve Ahmet Sancaktar savaşı!

Beni tanıyanlar az çok Doruk'tan nefret ettiğimi bilir, tabii Ahmet'i ne kadar sevdiğimi de! Keza İnci'nin de Doruk'a olan sevgisini! Haliyle biz de bunu bir kıyaslayak dedik.  








İnci'nin gözünden Doruk...

DORUK AKMAN:

İyi yönleri;

İnci: Sevdiği kadının kendini bulmasına yardımcı oluyor. Bakın sinir krizi geçirip her şeyi yıkıp döken Asya'nın bunu kabullenmesini ve doktora gitmesine sebep oldu. 
Ebru: Bunu yaparken kıza yeterince destek vermedi, yarı yolda bırakıp gitmeyi seçti.
İnci:  Asya’nın ayağa kalkmasını sağladı. Kendine iş kurmasını sağladı.
Ebru: Asya'nın asıl ayakta durmasını sağlayan Doruk'un onu bırakıp gitmesi ve çocukları oldu. Boşa adamı savunmayalım. :D
İnci: Ona karşı duygularından emin olması için ona zaman tanıdı
Ebru: Asya Doruk'a her zaman âşıktı. Ama Doruk'un geçmişindeki olayı kapaması, o defteri atması zaman aldı.
İnci: Duygularını saklamak yerine dürüst oldu.
Ebru:Dürüst olduğunu söylediğimiz adam daha Asya'ya neden gittiğini söylemekten aciz. :D
İnci: Evet belki öküzlük yapıp dönüşünde koluna sabrinayı taktı ama bu da tamamen yardım sever kalbi yüzündendi.
Ebru: Erkek olmanın salaklığı yüzünden yaptı bunları.
İnci: Sevdiği kadından vazgeçmedi. Onu kazanabilmek için her şeyi yaptı. Onun duygularından da emin olduğu için atılımlarından vazgeçmedi.
Ebru: Asya'yı kazanmak için her şeyi yapması kırıp döktüklerini telafi etmiyor.  Adam iki çocuğunun doğum gününe sevgilisini koluna takıp geldi.
İnci: Çocuklarını bırakmadı. Onlar için her şeyi yapabilecek bir baba...
Ebru: Öyle düşünceli ki çocuklarının doğum gününe metresini alıp geliyor!
İnci: Arkadaşı için her şeyden vazgeçebilecek bir dost.
Ebru: Bozuk saat de günde iki kere doğruyu gösteriyor. :D
İnci:  Ne kadar acı olsa da ne kadar tepki göreceğini bilse de kardeş dediğine son anına kadar yardımı dokunan biri.
Ebru: Terzi kendine fayda etmeyince ne yapsın...

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kötü yönler;

İnci: Herkese iyi niyetle yaklaştığı için Sabrina tarafından kullanılarak Asya'nın kalbini kırması.
Ebru: Sabrina'yı bulmaya dönmeseydi de kandırılmasaydı o zaman...



***



Ebrunun gözünden Ahmet...


AHMET SANCAKTAR:

İyi yönleri;

Ebru: İnatçı, sevgi dolu, kendinden emin, ne istediğini bilen ve almak için savaşan biri.
İnci : O kadar özelliğine bir şey diyemem ama şu savaşma mevzusu tartışmaya açık. Adam o kadar savaştı ki Sena’nın gidişini engellemek için bir şey yapmadı. Peşinden bir seni seviyorum bile demedi. Sena ona geldiğinde bile neden geldin diye soran bir canlı Ahmet. Kadının önce demesini bekledi. Ego! Hem kendinden emin değil tatlım ego tavan yapmış.

Ebru: Sevdiği birini sonuna kadar sahiplenen, bunun için 'geri kafalı' olarak anılmayı bile kabul eder.
İnci: O kadar sahiplendi ki kız Onu’la evlenmesine ramak kala aklı başına geldi. Hatta o kadar sahiplendi ki kızı öpüp sarhoşluğunun altına saklandı ve kardeş dedi. Sormak lazım kardeşlerini de öyle tutkulu mu öpüyor?

Ebru: Aşka inanan ama bunu hak edecek çok az kişi olduğunu düşünen, hatta kendisini de hak etmeyen kesimden görecek kadar sevgi dolu.
İnci: Kesinlikle hak etmiyor da. Sena’nın yıllarca içinde büyüttüğü aşkını tek bir gecede yere gömdüğünü unutmamak lazım. Sena son golü atar gibi mektubu bırakmasaydı yüzde yüz Ahmet hala kendini öyle sanmaya devam edecekti.

Ebru: Havalı, kibirli ve kendini beğenmiş görüntüsünün altında analizci, sevgi dolu ve iyi bir kalbi var. Ama insanlara - ki sevdiği insanlar söz konusuysa- kolay kolay güvenemiyor.
İnci: Bu tamamen Ahmet severlerin uydurduğu bir şey. Adam tek kelimeyle kibirli ve kendini beğenmiş biri. Hatta o kadar iyi analizci ki herkese iyi olan Sena’nın onun yanındaki neden huzursuz olduğunu algılamada sorun yaşadı. Bu kısmı çok iyi analiz etmiş cidden.

Ebru: Sena'ya ilk görüşte âşık olmasına rağmen kendini aslında olduğu kişinin dışında gösterip onu da kardeşi gibi görmeye çalışacak kadar onurlu.
İnci: Hayır canım onurlu değil süzme salak. Sena’nın onun yanında diğerlerinin yanında davrandığından farklı davranmasını fark edemiyor sonra da ‘kardeş’ kelimesinin altına saklanıyor. Hatta o kadar kardeş gibi görüyor ki onu öpüyor sonra unutalım ayağına yatıyor. Kırıp üzerinde tepindiği kalbi umursamıyor.

Ebru: Sevdikleri mevzu bahis olduğunda ölüme gidecek kadar gözü kara!
İnci: Bu onun özelliği değil bu tamamen Sancaktar geninden gelen bir durum. Ahmet’e özel değil hiç ona yapıştırmayalım.

Ebru: Hayatını olmadığı bir kişiymiş gibi görünerek geçirirken bile özündeki karakterini her zaman koruyarak sevdiklerini her şeyi önünde tuttu.
İnci: O kadar gizledi ki karakterini, içerisinde barındırdığı sanatkar ruhu sakladı, bu tamamen ya kendine güvensizliktir ya da çevresinden alacağı tepkiden korkmaktır. Hayata ve çevresindekilere rol kesti. Kendini kandırdı. Sanki o kendi karakterini ortaya koydu da diğerleri dışladı onu.

Ebru: Sena'nın kendisinden nefret edeceğini bilse de onu korumak için doğru olduğuna inandığı şeyleri yapmaktan vazgeçmedi.
İnci: Daha çok yanlış şeyleri doğru kabul etti. Ezip geçti Sena’yı, onun ne düşüneceğini veya hissedeceğini düşünmeden ezip geçti. Öptü unutalım dedi, kardeş dedi.

Ebru: Küçükken yok saymak zorunda bırakıldığı aşk için, büyüdükçe gözündeki perdeyi daha da kalınlaştırıp kapanmasına ve çocuk aklına kazınan "ağabey" kimliğine gömülmesini sağladı.
İnci: Yine aynı şeyi söylüyorum “analizci” kişiliğini gösterip de Sena’nın ona tavırlarını analiz etmeyi becerebilseydi ağabey kimliği yerine sevgili kimliğine yıllar önce bürünmüş olurdu. Ama o ağabey ayağına yatarak yanına mankenleri yakıştır. Sena’nın kalbini ayaklarının altına aldı o da yetmedi içinde büyüttüğü kusursuz aşkı neredeyse öldürüyordu.

Ebru: Asi yapısı ağabeyinin arkasında ezilen kimliğinden gelmesine rağmen ağabeyi Mehmet'e sonsuz bir sevgi besler.
İnci: Bahsettiğimiz kişi Mehmet Sancaktar, tabi ki ezilecek! Madem ezilmek istemiyordu azıcık Mehmet’e yardım etseydi de adam da nefes alıp hayatını yaşasaydı. Üstelik ağabeyi sevmek zorunda! Sevmezse kıskanıyordur.

Ebru: Kindar biri değildir ama sevdiklerinin canını yakan biri her zaman radarında olur. O kişiyi affetse de bunu belli etmez.
İnci: Valla kabak gibi belli ediyor, Doruk’a takılmalarından Asya ile yaşanmış olanları unutmuş ve Doruk’la iyi anlaşır hale gelmiştir. Aralarda laf sokmalar ise bu ilişkinin güzel yanıdır. Üstelik Tanem’e kal diyemeyip gitmesine izin verip aşk acısı çekmesine sebep olan adamı da nasıl desteklediğini unutmamak lazım. Yağız’la bir olup da hadi sizi evlendirelim planı yapmadığı kaldı. Gerçi onu Asya hallettiydi.

Ebru: Kız kardeşlerinin eşlerinden hoşlanmasa da onlara ve kardeşlerini mutlu etmelerine hep saygı duyar, içten içe sever.
İnci: Tamamen kız kardeşlerinin onları bırakıp etraflarında pervane olacak yeni birilerini bulmuş olmalarını kıskandığını göstermemek için seviyor. Ama kardeşleri mutlu, aşık ona laf mı düşer.

Ebru: Yarım asır süren bir aşkın acısını kimse bilmese de çocukluk hayalleriyle o da mazide bırakmak zorun da kalmıştır.
İnci: Mazi de kalmasının nedeni tamamen kendine güvenememesinden ve korkaklığındandır. Çıkıp da seviyorum dedi mi hiç? Adam gibi Sena2nın karşısına geçip duygularından bahsetti mi? Aha bahsediyor dedik sarhoşluğu bahane ederek unutalım dedi, kardeş dedi.


------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kötü yönler;

Ebru: Bana göre hiçbir kötü yönü yok! Her yaptığı içindeki eşsiz kişiliği maskelemek için bir yöntem. Eh, kusursuz olmak kolay değil. :))

İnci: Eeeee Ahmet Sancaktar olmak kusursuz olmayı gerektirir bir çok okurun gözünde, bu yüzden sizlerin kalbini çaldı. Kusursuzu herkes sever önemli olan kusurluyu kusurlarıyla sevebilmek. Sizi Doruk’u kusurlarıyla sevmeye davet ediyorum.  


***********************

Şimdilik bu kadar... Başka bir turda ve başka bir eğlencede görüşmek üzere. 


11 Şub 2017

MERAL KIR - YAZARIN ÇIKMAMIŞ KİTAPLARI [KİTAPLA MOLA BLOG TUR]



Merabayınnn! 

Bir blog tur yazısı ile -yine- karşınızdayım. Şu blog turlar da olmasa bloguma uğrayacak vakit bulamıyorum diyebilirim. Okumadığımdan değil ama okuduklarıma yorum girecek kadar vakte sahip olamıyorum. Haliyle de yorum ya da paylaşım yapamıyorum. Bu yüzden turlar farklı bir motivasyon etkeni oluyor benim için. :))

Bugün size daha önce -2014 yılı Haziran'ında yani- turunu yaptığımız AYLARDAN AŞK eserinin yazarı MERAL KIR'ın yeniden baskı yapan Aylardan Aşk'ının turu ile geldim. 
Bu turda bugünkü yayın bende ve ben yazarın çıkmamış kitaplarını inceleyeceğim. :)

Beni tanıyanlar az-çok bilir Meral Kır'ın kalemini ne kadar sevdiğimi. Hatta bu turda bu yayını istememin bir diğer sebebi de bu zaten. Çıkmamış ama internette yayımladığı Boşuna Sevdalar'dan bahsetmek ve hikâyeyi tanıtmak istedim. Çünkü Meral Kır yine o güzel kalemini konuşturmuş. Bir internet hikâyesi olmasına rağmen Meral Kır'ın ince zekasını ve kurgudaki ana temayı çok ama çok beğendim.
Boşuna Sevdalar'ın yanında başka bir hikâyemizden daha bahsedeceğim ama onun henüz bir ismi yok. Yazarımız yayımlamaya karar verdiğinde isimlendirecek. O hikâyemizde de yine zeki bir kurgu ve farklı bir tema işliyoruz. Meral Kır'ın zekice konu seçimleri her zaman hoşuma gitmiştir gitmeye de devam ediyor. Devam da edecek. Onun için bir kitaba isim vermek bile bir sanat bence. Çünkü isimler kitapların özeti gibi oluyor. Boşuna Sevdalar da böyle olan eserlerinden birisi.

Boşuna Sevdalar; küçükken çirkin ama hayata toz pembe bakan Nazenin'in aile dostları ve okulun basketbol takımının kaptanı Kaya'ya duyduğu tek taraflı aşkla başlıyor. Nazenin bir gün Kayaların evde kendisine ondan bir anı almak isterken çok uygunsuz bir durumla karşılaşıp oradan ayrılmasından 10 yıl sonrası ile devam ediyor. Nazenin yurt dışında Strateji Uzmanlığı eğitimi aldıktan sonra ülkeye geri dönüyor ve burada annesinin zoru ile Kayaların holdingte işe başlıyor. 
Kaya yıllar boyu görmediği Nazenin'i gördüğünde o yıllar önceki kötü anı anımsamasına rağmen onu da o anı da görmezden geliyor. Bu kısımı bilerek söylemiyorum çünkü oldukça ilginç bulduğum bir olay. :D
Tabii kitabın ilerisi şimdi size "Çirkin kızın güzelleşmesi ile çocuğun peşinden koşmasıdır!" gibi geliyor değil mi? Hiç alakası yok. Nazenin şirkette Kaya'nın isteği dışında çalışıyor ve şirketin bir Strateji Uzmanı'na da ihtiyacı yok, bu yüzden kızımızı Muhasebe Departmanı'nda görevlendiriyorlar. Ama kızımız hem zeki hem de mesleği gereği fazla detaycı biri olduğu için hesaplarda bir pürüz fark ediyor. Bunu da kendi lehine çevirip şirketin şu anki zor durumunun bundan kaynaklandığını anlıyor. Bu kısımdan sonrasında da Nazenin'in Kaya'nın desteği ile hesapları düzenlemek için adım atması başlıyor. Ve nasıl Nazenin hesapları bozanlardan kurtulmak istiyorsa, hesapları bozan ve şirketi batışa sürükleyenler de ondan kurtulmak için kendi yöntemlerini uygulamaya başlıyorlar. Kurgunun bu kısmına bayıldım, bayıldım ve yine bayıldım! Çünkü strateji uzmanlığı ve böylesi bir kurgu gereği oluşan olaylar örgüsü internet üzerinde yazılmasına rağmen beni çok şaşırttı. Hele ki hesapları karıştırıp da olayları sabote eden kişiyi öğrenmek hepsinden daha çok şaşırttı. Bu da Meral Kır farkı tabi. :))


Merakla kitap kokusuna bürüneceği anı bekliyorum!




KARAKTERLER:





Ad: Nazenin Yılmaz

Yaş: 25
Meslek: Strateji Uzmanı 
Karakter Alıntısı:  "Daha on beş yaşındaydı ama on yıldır içinde bulunduğu dolabın sahibi Kaya'ya âşıktı."













Ad: Kaya Tariç
Yaş: 30
Meslek: Genel Müdür, Eski Basketbocu
Karakter Alıntısı:  "Kaya'nın içi buz kesmişti.Kimseye acımak istemiyordu,özellikle kendine.Yalan bir dünyanın içinde sahip olduğu tek gerçek aşktı ve artık sahip olmak istediği tek şey de oydu.."










Selim ve Asi'nin hikâyesi Meral Kır'ın kaleminden çıkan bir başka güzel eser. Henüz bir adı yok, çünkü Meral Kır için bir kitaba isim vermek o kadar basit bir olay değil. Kitabın alacağı ismin kitaba uymasının yanı sıra birçok anlamda kitaptan bir şeyler vermesi gerektiğine inanıyor. Ben de merakla bu eserin ismini bekliyorum. :)

Bu eserimizin konusu da oldukça ilginç ki zaten Meral Kır'dan standart bir kurgu beklemiyoruz; beklememeyi öğrendik. :D

Selim Algan, 32 yaşında Makine Mühendisliği mezunu birisi. Ama onu önemli kılan asıl şey 10 yıl önce başına gelen bir olay sebebiyle hapse düşmesi ve yıllarını hapiste geçirmesi. On yıl sonra hapisten çıktığında ise tek istediği huzurlu bir hayat. Ama sabıkalı biri olmanın acı yönüyle karşılaşan Selim'imiz gittiği hiçbir iş yerinden iş imkânı bulamamakla beraber birçok anlamda sıkıntı yaşıyor. 

Bu kısımda da esas kızımız Asiye Göktaş, nam-ı diğer Asi'miz devreye giriyor. Kendisi bir şirkette İnsan Kaynakları Müdür Yardımcısı. İş kolik ve işinde istediği tek şey başarılarının takdir edilmesi. Sırf bu yüzden de eline gelen bir iş onun için zor olsa da o yapmayı seçiyor.

Selim, gittiği her yerden red cevabı alırken Asi'nin çalıştığı şirket SGK'nın zorunlu kıldığı hükümlülere iş verme zorunluluğu sebebiyetiyle bir hükümlü işe almak istiyorlar. Bu da tabii ki Asi'ye verilen bir görev. Bunu başarırsa müdürlüğe yükselme ihtimali olan Asi zor da olsa elindeki eski hükümlülerin dosyalarını inceler ve içlerinden hiçbirini değerlendiremez. Bu kısımda müdürü devreye girip eline aldığı ilk dosyadakini çağırmasını ister ve Selim ile Asi'nin macerası da böyle başlar. Aslında hikâyenin ilerleyişi daha farklı ama bundan çok bahsetmeyeceğim çünkü bu eserin konunu açık etmek istemiyorum. :D

Yazarın yazdığı bir diğer eserimiz de Sancaktarlar ailesinin son ferdi, aile babası görevindeki ağabeyimiz Mehmet Sancaktar. Ona da pek yakında kavuşacağız. ^_^

Turumuzu takip etmeyi unutmayın.

Diğer paylaşımlar ve bilgiler için: Yeppuda Kitaplık & Kitap Rüyası ile Ve Mutlu Son bloglarına bekleriz. 


Ayrıca turumuz için instagram üzerinden 2 Ad. kitap hediye ediyoruz. 

Hediye yarışmamız için de: YARIŞMA


Sevgiyle ve kitapla kalın. <3


23 Ara 2016

SUSAN ELIZABETH PHILLIPS - WYNETTE, TEXAS SERİSİ ALINTILAR




Biz yine harika bir tur ile geldik. Pegasus Yayınları'ndan çıkan Susan Elizabeth Phillips, bir tanecik SEP'imizin yeni kitabı TAŞ BEBEK turu bizde. 

Daha önce Chicago Serisi ile kalbimizi çalmıştı. Şimdi de yeni serisi Wynette, Texas'la karşımızda.
Taş Bebek bu yeni serimizdeki bir novella. Seri giriş kitabımız.

Taş Bebek'te, küçükken hayatın çeşitli zorluklarına göğüs germiş Fleur ve hayattaki herkese inancını kaybetmiş Jack'in yeniden yaşama tutunmaları, kalplerindeki kırgınlıkları iyileştirmelerini okuyoruz.
Biz ekip olarak kitapları çok beğendik. Ve inanıyoruz ki siz de çok seveceksiniz. :)

-----

Bookpage Dergisi tarafından "Romantik Komedi yazarlarının en değerlisi" olarak adlandırılan SEP'in mufağında bir daktilo yardımı ile yazdığı kitapları otuzun üzerinde dile çevrilmiş, birçok ülkede ise çok satanlar listesinde yer almıştır.

***

Wynette, Texas SEP'in kaleminde okuyacağımız yeni serimiz.
Ben de size bu seride çevrilmemiş kitaplardan alıntılar paylaşacağım. Aslen bu seriye başlamışız da, daha önce okurken seri detayına bakmadığım için fark etmemiştim. Pegasus Yayınları'ndan AŞK KAPIYI ÇALINCA ismiyle çevrilen What I Did For Love bu serideki dördüncü kitabımız. Biz bağımsız olarak okuyup hemen akabinde Chicago Serisi'ne geçtiğimiz için çok alakasız kalıyor ama bu seriyi okurken yeniden bir ele almak isteyebilirsiniz. :)
Bu serimizde -şu an için- iki adet novellamız var. Ve bunlardan ilki de Taş Bebek (Glitter Baby). Bunu bastıklarına göre diğer novellanın da basılacağı kanısındayım.

Dip not düşmem gerekirse, alıntılara baktığımda en merak ettiğim kitap Meg Koranda'nın kitabı olacağa benziyor. Zira çevirmemiş olsam da diğer paylaşılan alıntıları da oldukça keyifliydi ki bir de Korandalar'da ayrı bir hava var galiba. :D

Turumuzdaki diğer gönderilere erişmek için;

Cast - Chicago Serisi Tanıtım - Yorum ve Alıntılar; Yeppuda Kitaplık - Kitap Rüyası
Yorum ve Kitap Tanıtımları: Ve Mutlu Son Blog








Orijinal Adı: Giltter Baby
Edisyonu: Taş Bebek
Yazar: Susan Elizabeth Phillips
Yayınevi: Pegasusu Yayınları
Sayfa Sayısı: 512
Türkiye Yayın Tarihi: 07.12.2016

"Sorun yok, Çiçek,"diye fısıldadı kaba bir ses. "Sadece benim."

                                  ***

Jake'in içindeki duvarda -sağlam olduğunu sandığı o duvarda- bir delik açmıştı ve Jake bütün duvarın yıkılacağından korktuğu için o zamandan beri tek kelime yazmamıştı.

                                   ***

Jake Koranda, Fleur için hiç tanımadığı büyük annesi kadar ölüydü.










Orijinal Adı: Fancy Pant
Edisyonu: Henüz yayımlanmadı.
Yazar: Susan Elizabeth Phillips
Yayınevi: Gallery Books
Sayfa Sayısı: 495
Türkiye Yayın Tarihi: Henüz yayımlanmadı.

"Beni istiyorsan, beni kazanman gerekiyor. Ve bayım, kolay değilimdir."

                                  ***

"Tam düşündüğüm gibi, erkekler bu dünyaya benim gibi kadınları eğlendirmek için gelmiş."

                                  ***

"Bazı noktalarda insanlar ya çocukluklarındaki yarlardan kurtulmak isterler ya da sonsuza kadar sakat kalmak."









Orijinal Adı: Lady Be Good
Edisyonu: Henüz yayımlanmadı.
Yazar: Susan Elizabeth Phillips
Yayınevi: Avon
Sayfa Sayısı: 384
Türkiye Yayın Tarihi: Henüz yayımlanmadı.

Parmakları yardımıyla sandalyesinden kalktı ve kollarını Kenny'nin boynuna dolayıp kucağında doğruldu. 
Kenny bir kaşını kaldırdı. "Bir şey mi kaçırdım?"
Emma, ağzına çekici olduğunu umduğu bir gülümseme yerleştirdi ve dudaklarını kıpırdatmadan konuştu. "Beni derhal öp."
"Hayır," dedi Kenny öfkeyle.
"Neden?"
"Çünkü tavırların hoşuma gitmedi."
"Özür dilerim."
Kenny bakışlarını onun dudaklarına sabitledi. "Pekâlâ, seni öpeceğim."

                                                               ***

"Başarılı yetişkinlerin küçükken nasıl kötü muamele gördüklerini dinlemekten daha kötü bir şey yok, değil mi?"










Orijinal Adı: First Lady
Edisyonu: Henüz yayımlanmadı.
Yazar: Susan Elizabeth Phillips
Yayınevi: Avon
Sayfa Sayısı: 384
Türkiye Yayın Tarihi: Henüz yayımlanmadı.

"Bana dünyayı farklı şekilde gösteriyorsun. Sen, sabahları uyandığımda kalbimin karşılaştığı ilk şeysin. Uyumadan önce de aklımdan geçen son şey."

                                         ***

"Yaşadığım her an, sana baktığımda gün ışığı gibi ışıldıyorsun. Ben seni tanımadan önce yaşamıyordum. Ne istediğimi bildiğimi sanıyordum, ama hiçbir fikrim yoktu aslında. Ve sen hayatımın içine dalıp onu sonsuza kadar değiştirdin. Seni seviyorum, sana hayranım, sana tutkunum, sana tapıyorum."

                                         ***

"Senin içinde olmayı seviyorum. Ve yüzüne dokunmayı. Ve gözlerimi açtığımda bunun, senin gerçek olduğunu bilmeyi."









Orijinal Adı: What I Did For Love
Edisyonu: Aşk Kapıyı Çalınca
Yazar: Susan Elizabeth Phillips
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 488
Türkiye Yayın Tarihi: 19.02.2010


"Seni seviyorum,"diye fısıldadı.
"Sen delisin."
"Sen de müthiş bir şeysin."
                
                ***

"Bana âşık falan olmuyorsun."
"Buna kendim de inanamıyorum. Tanrı'ya şükür henüz sadece kıyısında dolaşıyorum."

                ***

"Seninle hiçbir yere gelmiyorum."
"Göreceğiz. Senden güçlüyüm. Ve daha acımasızım. Hem de çok daha umutsuz durumdayım."











Orijinal Adı: Call Me Irresistible
Edisyonu: Henüz yayımlanmadı.
Yazar: Susan Elizabeth Phillips
Yayınevi: William Morrow
Sayfa Sayısı: 385
Türkiye Yayın Tarihi: Henüz yayımlanmadı.


"Burası Amerika. Düşünce özgürlüğümüz var!"
"Yanılıyorsun. Burası Teksas. Ve göz önünde tutulacak tek düşünce benimki."

                            ***

"Meg! Seni seviyorum! Seninle evlenmek istiyorum!"
"Çok garip," dedi duraksamadan. "Sadece altı hafta öncesine kadar bana Lucy'nin senin kalbini nasıl kırdığını anlatıyordun."
"Yanılmışım, Lucy benim kafamı kırmış."

                            ***

"Seninle olmak zor olmalı," dedi Meg. "Dışarıda Bay Mükemmel. İçerde Bay Şeytan."
"O kadar zor değil. Dünyanın geri kalanı sen kadar anlayışlı değil."














Orijinal Adı: The Great Escape
Edisyonu: Henüz yayımlanmadı.
Yazar: Susan Elizabeth Phillips
Yayınevi: William Morrow
Sayfa Sayısı: 416
Türkiye Yayın Tarihi: Henüz yayımlanmadı.


"İyi yapabildiğin ne varsa daha iyisini yap!"

                                       ***

"Bunu kabul etmekten nefret ediyorum ama bazı günler başka insanların sorunlarını duymak neşelenmeme sebep oluyor."




SOSYAL AĞLAR

Facebook Twitter Google Plus Email Pinterest

Google+ Badge

GÜNDEMDEKİLER

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Takip et

Öne Çıkan Yayın

YOLUM AŞKA DÜŞTÜ | MERAL KIR [Kitap Yorumu]

Bir daha dünyaya gelirse âşık olacağı adamı insan ırkından seçmeye karar veren şaşkın akademisyen Sena Tekin ve önce Sena’yı öpüp sonra, &...

Ne Okuyorum?

Ne Okuyorum?
KARANTİNA - BEYZA ALKOÇ

İZLENEN ANİME

SEVİLESİLER

Obsession||Hunter

GÖZDELER *-*

Leo Hathaways Fan
OPAL|| Jennifer L. Armentrout





Fırsatçı|| Fanbar
Kolay|Tamara Webber Fanbar
Elit||Kiera Cass
Aynı Yıldızın Altında|| John Green
Tatlı Düşman || Heather Snow

Sayfa Görüntüleme Sayısı

INSTAGRAMDA BEN!

Copyright © Anime ve Kitap Sever | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes - Published By Gooyaabi Templates | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com